İçecek üretim tesislerinde şişe durulama, proses suyu ve hat CIP süreçlerindeki hijyen açıkları, ürün geri çağırma riskini ve raf ömrü kayıplarını doğrudan etkiler. Klor bazlı dezenfeksiyon; trihalometan oluşturarak tat/koku bozulmasına ve olasi sağlık risklerine yol açar. Bu nedenle “doğal” ve “organik” konumlandırma hedefleyen markalar klora bağımlı üretimden uğaklaşmaya zorlanmaktadır.
Ozon bu noktada çok boyutlu kazanım sunar: şişe durulama suyunda 0,5–2 ppm ozon, Listeria ve Salmonella’da %99,99 inaktivasyon sağlarken tatı ve rengi olumsuz etkilemez. Hat biyofilmlerinde ise 0,9–3,2 mg/L akvaz ozon, biyofilm hayatta kalma oranını %1,0’un altına düşürür (PMC 2019, E. coli biyofilm çalışması). CIP süreçlerine entegre edilen ozon, kimyasal tüketimini %40–60 oranında azaltabilir. Ozon kullanıldıktan sonra oksijene dönüştüğünden üründe hiçbir kimyasal iz kalmaz; bu, dünya genelindeki otorite onaylarıyla desteklenmektedir.